Pisagor
Doğum: m.ö 569, Samos, İyonya
Ölüm: m.ö 475
Samoslu Pisagor, bilinen en eski matematikçilerdendir. Bilinen az sayıdaki çalışmasına rağmen, matematiğin gelişimine çok büyük katkılar yapmıştır. O dönem Yunan matematikçilerinin birçoğundan günümüze kalan bazı eserler olmasına karşın, Pisagor’dan günümüze herhangi bir eser kalmamıştır. Pisagor’un bilim adamı yönünün dışında din adamı yönü de vardır. Ancak Pisagor genel olarak gizemli bir filozof olarak anılmaktadır.
Dönemin tarihçilerinin yazılarından, Pisagor’un yaşamı üzerine bazı bilgiler elde edilmiştir. Pisagor’un babası Mnesarkus’dur. Annesi, Samos’un yerlilerinden Pitais’dir. Babası Mnesarkusla ilgili bir hikayeye göre, Mnesarkus bir tüccar olarak, Samos’a mısırı ilk getiren insandır ve bu önemli olay karşısında kendisine Samos vatandaşlığı verilmiştir. Babasının tüccar oluşu nedeniyle Pisagor’un sürekli yabancı ülkeleri dolaştığı bilinmektedir. Babasının asıl doğum yeri olan Tire’ye sık sık gitmiştir, ayrıca Suriye ve İtalya’yı da gezdiği bilinmektedir.
Pisagor’un çocukluğuyla ilgili çok fazla bir bilgi olmamasına rağmen, iki tane erkek kardeşi olduğu sanılmaktadır. Pisagor’un çok iyi eğitim gördüğü bilinmektedir. Pisagor’un hocalarından Pherekides, Pisagor’un dahi özelliğini keşfetmiş ve sürekli dile getirmiştir.
Pisagor’un tanıştığı iki önemli filozof vardır. Bunlardan biri Thales, diğeri de Aneximander’dir. Pisagor’un 18-20 yaşlarındayken Milas’da Thales’le buluştuğu bilinmektedir. Bu dönemde Thales yaşlanmıştı ve Pisagor’un kendisine örnek aldığı bir düşünürdü. Thales, Pisagor’un matematik ve astronomiye olan ilgisini anlamış ve kendisine Mısır’ı mutlaka ziyaret etmesini öğütlemiştir. Pisagor, Thales’in öğrencisi olan Aneximander’in Milas’da bulunan okuluna gitmiştir. Aneximander’in geometri ve kosmoloji üzerine yaptığı çalışmalardan yararlanmıştır.
m.ö 535 civarlarında Pisagor Mısır’a gitmiştir. Pisagor’un, Mısır’ı ziyareti sırasında birçok sarayı, tarihi eserleri gezdiği ve rahipleri ziyaret ettiği bilinmektedir. Tarihçi Porpri’ye göre Pisagor, geometri konusundaki bilgilerini Mısır’da öğrenmiştir, fakat yaygın inanışa göre, Pisagor’un geometri bilgisinin kaynağı, Milas’da bulunduğu yıllarda Thales ve Aneximander’in öğrenciliğini yaptığı dönemdir. Ancak Mısır’da Pisaor’un geometri bilgisini geliştirdiği de yadsınamaz.
m.ö 525 yılında Pers kralı Kambises mısırı kuşatmıştır. Samos’u elinde bulunduran hükümdar Polikrat, bu olayla birlikte Mısır’la olan müttefikliğine son vermiş ve Kambises’e 40 gemi yollamıştır. Kambises’in Nil Delta’sındaki Pelezyum savaşını kazanmasının ardından, Mısır ordusunun direnci kırılmış ve fazla direnememiştir. Bu savaş sonrasında dönemin önemli Mısır şehirleri Heliopolis ve Memphis ele geçirilmiştir. O dönemde Mısır’da bulunan Pisagor da tutuklanmış ve Babil’e götürülmüştür.
Pisagor, m.ö 520 yılına kadar Babil’de yaşamıştır ve Babil’de geçirdiği yıllarda matematik alanında kendini geliştirme olanağı bulmuştur.
m.ö 520 yılında Pisagor Samos’a geri dönmüştür. Dönemin hükümdarları olan Kambises ve Polikrat’ın ölümlerinin Pisagor’un Samos’a dönüşünde büyük etkenler oldukları tahmin edilmekle birlikte, Babil’de Pisagor’un özgürlüğüne nasıl kavuştuğu bilinmemektedir.
Pisagor, birkaç yıl sonra Samos’da Pisagor’un yarım dairesi adı ile bilinen bir okul açmıştır. M.s üçüncü yüzyılda yaşayan tarihçi Iamblikus’un yazılarında Pisagor’un kurduğu okulun o yıllarda da devam ettiği anlatılmaktadır. Okulda politika, din ve bilimle ilgili toplantıların yapıldığı anlatılmaktadır.
m.ö 518 yılında Pisagor İtalya’ya gitmiştir. İtalya’ya gidişinin en önemli sebebi olarak, Samos’luların, okula karşı duydukları antipati gösterilmektedir.
Pisagor, Güney İtalya’da, Kroton’da felsefe ve din üzerine eğitim veren bir okul açmıştır. Pisagor, din ile matematiği birlikte yürütmüş bir düşünür olarak, bu iki unsuru kaynaştırmıştır. Pisagor’un bu konudaki temel öğretileri şunlardı:
1) Gerçeklik, doğasında matematikseldir.
2) Felsefe, ruhsal arınma için kullanılabilir.
3) Belli başlı sembollerin mistik bir anlamı vardır.
4) İnsanlar merhametli olmalıdır.
Yukarıdaki öğretiler birbirleriyle pek alakadar görünmeseler bile bu öğretiler çevresinde toplanan önemli sayıya sahip bir topluluk vardı. Özellikle kadın Pisagor’cular çok önemli filozoflar olarak tarihe geçmişlerdir. Pisagor’cular, iki gruba ayrılıyorlardı. Bir grup, sürekli Pisagor okulunda kalıyor ve dışarıya çıkmıyorlardı. Bir çeşit rahip ya da rahibe olarak yaşıyorlardı. Bir grup ise kendi evlerinde yatıp kalkıyor, sadece gün içinde okula geliyorlardı. Okulda kalan Pisagor’cular vejetaryan olmak zorundaydılar, dışarıda kalan grubun ise bu konuda bir zorunluluğu yoktu.
Pisagor’cu okulun tam olarak ne işle uğraştığı açıklık kazanmamakla birlikte, okulda temel olarak kominallik ve merhamet kavramları üzerine değinildiği bilinmektedir. Okulda ayrıca çok önemli derecede matematiksel tartışmalar da yapılmış ve dönemin matematiğinin gelişimine katkıda bulunulmuştur. Ancak buna rağmen, Pisagor’cu okul, temelde bir matematik okulu olarak nitelendirilemez.
Pisagor, matematik alanında, özellikle, sayının içeriği, üçgenler, matematiksel figürler ve ispatlama yöntemleri ile ilgilenmiştir.
Pisagor, tüm ilişkilerin sayısal ilişkiler olarak ele alınabileceğine inanıyordu. Aristo, Pisagor’la ilgili bir yazısında, “Pisagor herşeyin sayı olduğuna inanır, hatta tüm evrenin sayı olduğuna bile inanıyor olabilir” demiştir.
Pisagor, matematik ve astronominin yanısıra müzik alanında da bazı buluşlar yapmıştır. Pisagor’un çok iyi bir müzisyen olduğu bilinmektedir. Pisagor’un çok iyi bir lir ustası olduğu da söylenir.
Pisagor’u, şüphesiz en ünlü yapan şey, günümüzde Pisagor teoremi olarak bilinen ispatıdır. Dik üçgende kenar uzunlukları arasındaki bağıntıyı veren Pisagor teoremi aslında, Babil’ler tarafından 1000 yıl öncesinden bilinmekteydi ancak bu teoremi ilk ispat eden matematikçi Pisagor olmuştur.
Pisagor’a ya da Pisagor’cu okula ait olduğu sanılan önemli bazı matematiksel çalışmalar şunlardır:
1) Bir üçgenin açılarının toplamı, iki dik açıya eşittir.
2) Bir dik üçgende, hipotenüs olarak adlandırılan en uzun kenarın karesi, diğer iki kenarın karelerinin toplamına eşittir.
3) İrrasyonal sayıların keşfi. (Aslında irrasyonal sayıları Pisagor’un kendisi tarafından değil, Pisagor’cu okul tarafından bulunduğu sanılmaktadır.)
4) Beş düzgün katının bulunması. Aslında, üçünün yapılışının Pisagor tarafından bulunduğu düşünülmektedir. Diğer ikisinin ise Pisagor tarafından bilinmediğine ilişkin düşünceler mevcuttur.
5) Dünyanın bir küre olarak kabul edilişi. Pisagor’cu düşünceye göre, dünya evrenin merkezinde bulunan bir küreydi. Ayrıca Pisagor ayın yörüngesinin dünyanın ekvatoru doğrultusunda olduğunu bulmuştur. Venüs’ün gün içinde ve gece aynı yıldız olarak parlamasını da ilk farkedenlerden biridir.
Pisagor, m.ö 510 yılında Kroton’daki Pisagor’cu okulun saldırıya uğraması sonucu Metopontiyum’a kaçmıştır. Çoğu tarihçiye göre Pisagor, Metopontiyum’da ölmüştür.